‘Gözümü fotoğrafla açtım fotoğrafla da kapatacağım’

0
113
Ruhu mizahla yola çıkan bir adam, bir sokak fotoğrafçısı… Mustafa Seven objektifin arkasına geçtiğinde harikalar yaratan bir isim. İnsanlarda yakaladığı ruhları, fotoğraflarına verme başarısı onu şimdilerin en çok konuşulan isimlerinden yaptı. Bizde Mustafa Seven’le tadına doyamayacağınız bir sohbet gerçekleştirdik. Hayatına tesadüfle giren fotoğraf tutkusunu Sözcü.com.tr’ye anlatan Seven, “Hayatımda ne varsa bana fotoğraf verdi. Beni başka ne bu kadar mutlu edebilirdi, neye bu kadar bağlanırdım bilmiyorum” diyor…
Elvan AVCI

Klişe sorudan başlamak istemezdim ancak geleneği bozmayacağım. Mustafa Seven kimdir?

Sivas doğumluyum. 1 yaşımdayken İstanbul’a gelmişiz. İlkokuldan lise sona kadar ki bütün evrede hep çizerek bir şeyler yapmaya çalışıyordum. Konuşarak yada yazarak kendini ifade eden bir çocuk değildim. Hep karikatürist olmak istiyordum.  Öğrenciyken fotoğrafla tanıştım. Elime bir kamera geçti, kurcaladım ve hoşuma gitti. Ki o dönem içinde fotoğraf, belli bir ekonomik sınıfın üzerinde olanların ilgilendiği bir şeydi. Ertesi gün siyah beyaz film aldım, fotoğraflar çektim, gittim yıkattım… Sonra 1995’te foto muhabirliğine başladım. Oradan Hürriyet’e geçtim, sonra Milliyet, Akşam gazetesinde fotoğraf muhabirliği yaptım. 7-8 yıl öncede tamamen bıraktım.

Analog dönemden dijital döneme geçiş evresini görenlerdensiniz. Sizce analog dönem daha yetiştirici ve daha seçici olmayı öğretici midir?
Analog dönem daha öğretici demek tırnak içinde doğru. Aslında foto muhabirliği teçhizatından gelmek daha öğreticiydi. O zamanlar bir şey öğrenebileceğimiz kaynakta çok sınırlıydı… Analog dönemin bir de şu avantajları oldu. Teknik olarak meseleyi daha iyi anlamamız gerekiyordu şimdi ki gibi çektiğimiz fotoğrafı görebilme şansımız olmadığı için doğru şekilde teknik bilgiyle donanman lazım ki az hata yapabilesin. Şimdi ki gibi değil, şimdi hatayı telafi etmek kolay bir de foto muhabirisin tekrarlanmayacak bir anın işini yapıyorsun bu yüzden hata yapma şansın yok.

“HERKESİN GÖRSEL DÜNYASI ÇOK ZENGİN”

Fotoğraf bir hikayedir. Peki sizi en iyi anlatan hikaye hangisidir yada hikayesinden en çok etkilendiğiniz fotoğrafınız?
Tek bir fotoğraf için bunu söylemek zor tabi… Bir durum yaşandığında benim açımdan o durum tek başına fotoğrafın çerçevelenmesiyle bitmiyor. Herkesin görsel dünyası çok zengin. Benim gibi yaşamış, benim gibi düşünen, benim gibi bakanı arıyorum aslında. Çektiğim fotoğraflarıma baktığımda hissettiğim hazzın aynısını alsınlar. Bugüne kadar ne öğrendiysem size onu gösteriyorum. Fotoğraflarıma bakarken benim gibi düşüne biliyorsanız bundan keyif alın hepsi bu.

Geçtiğimiz günlerde sayın Ara Güler’i kaybettik. Kendisinin tabiri ile fotoğraf sizce de gerçekten sanat değil midir?
Ara Hoca ya hem katılıyorum hem katılmıyorum bizim yaptığımız bir dokümantasyon işi. Bu dokümantasyonun kabul görmüş uluslar arası değerler içinde yapmaya çalışıyoruz. Ama “fotoğraf bir sanat mıdır sanat malzemesi olur mu” bence olur. Ona nasıl baktığın, nasıl bir anlam yüklediğin ve insanların ne alması gerektiğiyle ilgili. İnsanların bir takım estetik değerlerle bezenmiş malzeme üretebiliyorsan fotoğraftan niye sanat olmasın ama kendim için dediğimde çok emin olamıyorum açıkçası.

“İYİ YADA KÖTÜ BİR İŞ, DAHA FAZLA ŞEY GÖRMEMİZİ SAĞLADI”

Fotoğrafçılığın geleceği ne yönde ilerliyor?
Güzel bir yere gidiyor. İyi yada kötü bir iş, daha fazla şey görmemizi sağladı… Hikaye anlatmanın gücü çok önemli bir şey artık. Fotoğrafa ulaşmak, üretmek çok kolay. Peki fotoğraf üretilirken kıymetli olacak olan şey nedir bana ne anlattığı. Dolayısıyla hikaye, anlatıcılığı daha kıymetli ve daha değerli bir şey haline getirdi. Fotoğrafın geleceği açısından bu benim için daha değerli. Bu kadar kolay dijitalleşen fotoğrafın cevabı, nereye gidiyor sorusunun cevabı olarak bu daha doğru.

Şu anda planladığınız bir proje var mı yeni bir kitap yada sergi?
Bende işler pek öyle yürümüyor. Mesela bir fikir geliyor aklıma bu işin fotoğrafını çekeyim diyorum 3-5 ay çalışabiliyorum sonra bırakıyorum beğenmiyorum. Aradan belli bir süre geçiyor bıraktığım işe geri döndüğümde aslında güzelmiş deyip yarım bıraktığım yerden devam ediyorum yani biraz spontane gelişiyor. Bu işe başladığımdan beri “Bu işi şu zamanda bitirip sergisini açacağım” dediğim hiçbir işim olmadı. Bu zamana kadarki hiçbir sergim böyle olmadı. Storyofistanbul, İstanbul’un hikayesi anlatmakla bitecek veya ucu bucağı olan bir hikaye zaten değil. Yan yana hikayesini doğru anlatan birkaç fotoğraf bulduğumda ikincisini de yapabilirim ama şuanda bunu hazır bulmuyorum. 3 tane kitabım var. 2’si Türkiye’de biri İran’da yayınlandı. Yani kısacası spontane gelişiyor her şey. Demek ki içimde onun olgunlaşması gereken bir süre var ve o an oluyor.

“HAYATIMDA NE VARSA BANA FOTOĞRAF VERDİ”

Fotoğrafçılık mesleğinde birçok daldan siz sokak fotoğrafçılığını seçtiniz, sokak fotoğrafçılığı ve foto muhabirlik dışında kendinize en yakın hissettiğiniz meslek hangisi? 
Gözümü fotoğrafla açtım fotoğrafla da kapatacağımı umuyorum. Kendimi anlatabileceğim başka bir mecra yok. Benim de her insan gibi kendimi anlatmaya ne gördüysem, ne düşündüysem onları çıkartmaya ihtiyacım var. Bunları da becerebildiğim şey fotoğraf. Fotoğrafla bu kadar bağ kurmasaydım herhalde çiziyor olurdum. Ama şu an çizmekte

yeterince tatmin edici gelmiyor. Fotoğraf benim için tek meslek. Fotoğrafa gerçekten tutkuyla bağlıyım. Beni bu kadar heyecanlandırabilen hiçbir şey yok. Hayatımda ne varsa bana fotoğraf verdi beni başka ne bu kadar mutlu edebilirdi, neye bu kadar bağlanırdım hiçbir fikrim yok. Evet tesadüfle girdi hayatıma ama opsiyonsuz bir tesadüf.

1,6 milyon takipçiniz var ve birçok şey katıyorsunuz hepimize. Sizce bu mecrada tam istediğinizi yansıtmak gerçekten mümkün mü?
Instagram’ı ilk kullanmaya başladığımda kendime bir portfolyo oluşturma aracıydı. “Mustafa Seven kimdir?” dediklerin de orayı refarans olarak kullanıyordum. Instagram’ı profesyonel olarak kullanan ilk benim. Varsa da bilmiyorum hakkını yiyemem, bildiğim yoktu başka kullanan. Dolayısıyla evet ilk bir kaç senesi portfolyo görevi görüyordu. Şu an geldiğimiz noktada ise reklam malzemesine ve ticari mecraya dönüştü. Bundan kaçmak zor çünkü herkes gibi para kazanmak zorundayım ve ister istemez de ticari tarafa dönmek zorunda kaldı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here